Önemli Gelişmeler
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), 17 Eylül tarihinde aldığı kararla yedi portföy yönetim şirketine bağlı 131 yatırım fonunun faaliyetlerini durdurdu ve tasfiyelerine hükmetti. Bu önemli gelişme, toplamda 800 milyar lirayı aşan bir fon büyüklüğünü ve 455 binden fazla yatırımcıyı etkiliyor. Eylül sonu itibarıyla yürütülen soruşturmada şüpheli sayısı 76'ya, tutuklu sayısı ise 51'e yükseldi. Henüz iddianame hazırlanmamış olsa da, yargı sürecinin kimin ne yaptığını ortaya koyması bekleniyor.
Soruşturmanın odak noktasında, bazı fonların aynı iş çevresindeki şirketlerin borsada fiilen dolaşan sınırlı sayıdaki hisselerini büyük miktarda toplaması yer alıyor. Bir portföy yönetim şirketinin fonlarının tek bir şirketin fiili dolaşımdaki paylarının yüzde 39'unu biriktirdiği tespit edildi. Dolaşımdaki pay azaldıkça hisse fiyatını yukarı çekmek kolaylaşıyor. Yükselen fiyatlar fonun getirisine yansıyor, bu da yeni yatırımcıları çekiyor ve gelen para yine aynı hisseye yöneliyor. Bu durum, fiyatın şirketin gerçek değerini değil, fona giren parayı gösterdiği kapalı bir devre oluşturuyor. Bu devrenin zayıf noktası ise yatırımcıların çıkış talepleri. Satış başladığında fiyat düşüyor, getiri eriyor ve çıkışlar hızlanıyor. 16 Eylül'de devre kesicinin devreye girmesi, bu zincirin görünür hale geldiği an olarak kaydedildi.
Öne Çıkan Noktalar
- SPK, 17 Eylül'de 7 portföy yönetim şirketine ait 131 yatırım fonunu kapatarak tasfiye kararı aldı.
- Karardan 800 milyar TL'yi aşkın fon büyüklüğü ve 455 binden fazla yatırımcı etkilendi; soruşturmada 51 kişi tutuklu.
- Fonların, sınırlı sayıdaki hisseleri toplayarak fiyatları manipüle ettiği ve kapalı bir yatırım döngüsü oluşturduğu iddia ediliyor.
Neden Önemli?
Bu olay, Türkiye finans piyasalarında 44 yıl önceki Banker Kastelli krizini akıllara getiriyor. 1982'de Banker Kastelli'nin yurt dışına kaçması ve ardından yaşanan tasfiye süreci, 150 bin kişiyi etkilemiş ve bugünkü Sermaye Piyasası Kanunu, Sermaye Piyasası Kurulu ile Borsa İstanbul'un temelini atmıştı. Bugünkü denetim mimarisinin bir güven çöküşünün tutanağı olduğu belirtiliyor. Benzer mekanizmaların neden sürekli tekrar ettiği sorusu gündeme geliyor. Borsa İstanbul'da payların fiili dolaşım oranının yüzde 28 civarında olması, hisse fiyatlarının manipülasyona açık olmasının önemli bir nedeni olarak gösteriliyor. Bu durum, yatırımcı güvenini sarsarken, piyasa denetim ve düzenlemelerinin etkinliği konusunda ciddi soruları beraberinde getiriyor.

Yorumlar