Önemli Gelişmeler

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Plan ve Bütçe Komisyonunda, 2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2025 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi'nin sunumunu yaptı. Kalkınma Planı ve Orta Vadeli Program ile uyumlu hazırlanan bütçenin temel dayanakları arasında para, maliye ve gelirler politikaları arasındaki güçlü eş güvüm, mali disiplinin korunması, kamu harcamalarında etkinliğin artırılması ve dezenflasyon sürecinin desteklenmesi yer alıyor.

Yılmaz, 2026 yılı bütçe tahminlerine de değinerek merkezi yönetim bütçe giderlerinin 19 trilyon 660 milyar lira, gelirlerin 17 trilyon 28 milyar lira, bütçe açığının ise 2 trilyon 632 milyar lira olmasının beklendiğini aktardı. 2026 yıl sonu bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 3,1 olarak öngörüldüğünü kaydetti. 2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesi kapsamında ise 230 kamu idaresinin bütçesinin bulunduğunu belirten Yılmaz, bütçe giderlerinin 27 trilyon 276 milyar lira, bütçe gelirlerinin 23 trilyon 408 milyar lira olacağını öngördüklerini ifade etti. 3 trilyon 868 milyar lira olarak tahmin edilen bütçe açığının Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'ya oranının ise yüzde 3,5 olacağı öngörülüyor.

Öne Çıkan Noktalar

  • 2027 Bütçe Hedefleri: Bütçe giderleri 27 trilyon 276 milyar lira, gelirler 23 trilyon 408 milyar lira, bütçe açığı ise 3 trilyon 868 milyar lira olarak öngörüldü.
  • Faiz Giderleri: 2002 yılında milli gelire oranla yüzde 14,3 olan faiz giderlerinin 2027 yılı bütçesinde yüzde 3,6 seviyesinde gerçekleşmesi bekleniyor.
  • Ekonomik Büyüme: Türkiye ekonomisinin 2020-2025 döneminde birikimli olarak yüzde 35,3 büyüdüğü ve yıllık ortalama büyümenin yüzde 5 olarak gerçekleştiği ifade edildi.

Neden Önemli?

Mali disiplinin AK Parti hükümetleri döneminde her zaman temel öncelik olduğunu vurgulayan Cevdet Yılmaz, bütçenin faiz bütçesi olmaktan çıkarılarak hizmet bütçesi haline getirildiğini belirtti. Zorlu dış konjonktüre rağmen Türkiye ekonomisinin makroekonomik istikrarı önceleyen politikalarla dayanıklılığını koruduğunu ve dezenflasyon süreciyle uyumlu büyüme performansı sergilediğini ifade eden Yılmaz, küresel büyüme ortalamasının geride kaldığı bu dönemde Türkiye'nin güçlü büyüme ivmesini sürdürdüğünü kaydetti.